1

Türk Radyoloji Derneği: Hasta-hekim ilişkisi hasta-tetkik ilişkisine döndü!

Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından Antalya’da 26-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen “42. Ulusal Radyoloji Kongresi – TÜRKRAD 2021’de tomografi, MR ultrason, röntgen, doppler görüntüleme gibi radyolojinin tüm alanlarıyla ilgili bilimsel oturumlar düzenlendi. Kongreye yerli ve yabancı binden fazla radyoloji uzmanı ve bilim insanı katıldı. Düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kamil Karaali, Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Pınar N. Koşar ile Türk Radyoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Tuncay Hazırolan, önemli açıklamalarda bulundu. Basın toplantısında, Türkiye’de 5 bine yakın radyoloğun görev yaptığına işaret edilerek radyolojik yöntemlerin kullanım sıklığının tüm dünyada artış gösterdiği ve teknolojinin getirdiği normal bir süreç olduğuna değinildi. Ülkemizdeki en önemli sıkıntının ise “radyolojik görüntülemenin hasta muayenesinin yerini alması” olduğu ifade edildi.
“HEM ÇOCUKLARDA HEM BÜYÜKLERDE KOVİD’E BAĞLI MİYOKARDİT’TE ARTIŞ VAR”

Demirören Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Dernek ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Tuncay Hazırolan, pandeminin en alevli olduğu dönemde en çok akciğer görüntülemeleri yağıldığını, bugünlerde ise Kovid sonrası etkiyle hastalığı geçirenlerde artan miyokardit (kalp enfeksiyonu) vakalarından dolayı kalp görüntülemelerinde büyük artış olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Hazırolan, “Kovid’in en alevli olduğu dönemlerde aslında total radyolojik tetkik sayısında bir artış olmadı. Ama asimetrik olarak toraks BT yani akciğer tomografilerinde çok fazla artış yaşandı. Normalde bir cihaz günde 10-15 arasında toraks BT çekerken, bir anda günlük 200-250’lere kadar çıktı. Diğer polikliniklerin kapanması, insanların hastaneye gidememesi nedeniyle radyolojik takiplerimiz de aksadı. Hatta o dönemde pek çok hasta kontrole gelemediği için hastalığı ilerledi, özellikle yaşlı hastalarda çok ciddi sıkıntılar ortaya çıktı. Günümüzde ise hala çok sayıda Kovid vakamız var, günlük neredeyse 30 binleri geçen vaka sayıları görüyoruz. Kovid akciğerde özellikle yıpratıcı olabiliyor, kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Kovid deyince aklınıza sadece akciğer geliyor ama aslında vücudun her tarafını tutuyor bu hastalık. Şimdi şöyle bir grup görmeye başladık, özellikle kalpte miyokardit dediğimiz kalp enfeksiyonuna yol açabiliyor bu hastalık. Hem çocuklarda, hem büyüklerde Kovid’e bağlı miyokardit sayısında da bariz artış olduğunu gözlüyoruz. Buna bağlı görüntülemelerde ciddi bir artış var” dedi.

Radyolog da tetkikin gerekliliğinde söz sahibi olmalı

Türkiye’nin cihaz başına düşen hasta sayısında hem MR hem de tomografi açısından OECD ülkeleri içinde ilk 3 sırada yer aldığına da dikkat çeken Prof. Dr. Hazırolan, “Bunun toplum sağlığı üzerindeki etkilerinden çekiniyoruz açıkçası. Aşırı görüntüleme tetkiki hem ülkeye ekonomik anlamda yük yaratıyor hem de toplumsal radyasyon oranı artabiliyor. MR çekimlerde de belli koşullarda bazı hastalar için kontrast madde riski var. Bu sayıları azaltmamız gerekiyor. Radyolog da tetkikin gerekliliğinde söz sahibi olmalı. Halkta ve doktorlarda ‘muayene’ alışkanlığı ortadan kalktı. Kısa hasta görme sürüleri ve çok hasta yüzünden hastalar muayene edilmeden, şikayeti dinlenmeden direkt tetkike yönlendiriliyor. Normalde hastanın doktora şikayetini anlatıp doktorun da hastaya fizik muayene yani vücuttaki bulgulara göre tanı koyması gerekirken bizim toplumumuzda doktorlarda hastanın hikayesini bile almadan, hiç muayene yapmadan direkt tetkiğe göndermek gibi bir alışkanlık meydana geldi. Hasta hekim ilişkisi hasta-tetkik ilişkisi haline geldi.  Bu hem tetkik sayısını artırıyor, hem de hastaların çoğu zaman yanlış gereksiz tetkik yaptırmasına sebep oluyor” diye konuştu.

Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Pınar N. Koşar pandemi döneminin getirdiği tıbbi ve idari sorunlarla en yoğun biçimde uğraşan radyoloji hekimlerinin, bu süreçte bir de hak kayıpları ve maddi kayıplarla bunaldığını belirterek “Üst üste çıkarılan kararnamelerle tüm özlük haklarını teker teker kaybetmek üzeredirler. Radyoloji Uzmanları Sağlık Bakanlığı nezdinde 3. risk grubunda iken, 1. risk grubundaki branşlar gibi katsayı çarpanı düşürülmüştür. Yoğun bir biçimde covid hastalarına bakmış olmalarına rağmen, covid ek ödemesinden faydalanamamışlardır. Yine tetkik istemleri sınırlandırılmış ve bir arada yapılması zorunlu olan birçok tetkik SUT kararları ile yapılamaz hale gelmiş olup, doğru tanı için pratikte yapılan bu ek tetkiklerin karşılığı ödenmez durumdadır. Radyoloji uzmanları gittikçe daha çok hastaya daha kısa sürelerde bakmak, tetkikleri gittikçe daha hızlı raporlamak, daha riskli fiziki mekanlarda çalışmak ve bütün bunların karşılığında da daha az ek ödeme almak ve bütün özlük haklarını çıkarılan kararnameler ile kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu emeğinin gittikçe değersizleşmesi anlamına gelmektedir. Radyolojiye verilen önem, teknolojinin de gelişmesiyle bütün dünyada hızla artarken, Türkiye’deki bu durum radyoloji uzmanlarının mutsuz olmasına neden olmaktadır. Tetkik ücretlendirmeleri bütün dünya ile kıyaslandığında en ucuz bizim ülkemizdedir.

TETKİK SINIRI GETİRİLMELİ

Radyologların işyükünün iyice arttığını da belirten Prof.dr.Hazırolan ‘Günde 300 MR raporunun okunması mümkün mü? Radyologun dikkati dağılmadan günde kaç rapor yapabileceğinin tetkik tipi bazında sayısal olarak belirlenmesi gerekir. Bu konudaki görüşümüzü Sağlık Bakanlığına ilettik. Bu durumun değerlendirilip sayısal anlamda bir radyologun bir günde kaç BT, kaç MR değerlendireebileceğinin belirtmesini istiyoruzé diye konuştu.

 

Hasta-doktor ilişkisi hasta-tetkik ilişkisine dönmüş durumda

Hastalara ayrılan 5 dakika muayene süreleri ile radyolojiye sevk edilen hasta sayısı katlanarak arttığını da belirten Prof. Dr. Pınar N. Koşar “İş yükü dayanılmaz boyutta artarken, radyolojiye verilen değer azalmaktadır.  Günümüzde radyolojik tekniklerden ayrışmış tıp düşünülemez. İnsan hayatını ilgilendiren tüm hastalıkların tanısında ve takibinde radyolojik yöntemler kullanılmaktadır. Hastalar hastanelere başvurduklarında, daha dertlerini anlatamadan ellerinde tetkik randevuları ile kendilerini radyoloji kliniklerinde bulmaktadırlar ve tetkiklerinin en hızlı ve en doğru biçimde yapılmasını talep etmektedirler. Oysa en doğru yapılan radyolojik tetkik, detaylı bir muayeneden sonra yönlendirilerek ve radyoloğa bilgi verilerek yapılan tetkiktir. Hasta-hekim ilişkisi artık hasta-tetkik ilişkisine dönmüştür. Tetkikin sadece yapılmış olması yetmemektedir. Doğru yorumlanması ve raporlanması da önemli bir aşamadır. Burada doktorun deneyimi, bilgi birikimi, uygun teknik ve cihaz donanımı da devreye girmektedir. Radyoloji, bütün klinik branşlara ve her yaştaki hastaya hizmet veren bir branştır. Bu nedenle, büyük bir bilgi birikimi ve eğitim gerektirmektedir.  Bütün bu unsurları göz ardı ederek, radyoloji doktorlarından durmaksızın hizmet beklemek, hatasız olmalarını istemek, gerçekçi bir yaklaşım değildir.

 

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turk-radyoloji-dernegi-hasta-hekim-iliskisi-hasta-tetkik-iliskisine-dondu-11-681-97836.html