1

‘’Fiili Hizmet Süresi Zammı’’ Basın Toplantısı

Sağlık emek ve meslek örgütleri, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının uzun yıllardır çözülemeyen fiili hizmet zammı talepleriyle ilgili hazırladıkları yasa teklifini düzenledikleri basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdular.
Türk Hemşireler Derneği Genel Merkezi’nde (24.12.2014) düzenlenen basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, Türk Dişhekimleri Birliği İkinci Başkanı Serdar Sütçü, SES Eş Başkanları Gönül Erden ve İbrahim Kara, Türk Hemşireler Derneği Başkan Yardımcısı Çiğdem Özdemir ve Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket Özgür katıldılar. Basın açıklamasını Türk Hemşireler Derneği Başkan Yardımcısı Çiğdem Özdemir okudu.
Basın Toplantısında Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket ÖZGÜR’ de
‘’Bilindiği üzere Radyolojik risklere maruz kalan sağlık çalışanları olarak sağlık alanında fiili hizmet süresi zammından faydalanan bir meslek grubuyuz.
Sosyal güvenlik kurumlarının birleşmesi ile sigortalı ve emekli sandığı mensupları dahil ayrımsız tüm çalışanlar faydalanacak diye sevinirken, sistemi birleştirirken yasaya
fiilen çalışmada ki ilen eki ile yıllık ücretli izin, sıhhi izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile eğitim, kurs, iş öncesi ve sonrası hazırlık sürelerinde fiilen çalışmamış gibi kabul edildiğinden kanunda yılda 90 gün olarak verilmesi gereken fiili hizmet süresi zammı tırpanlanarak adeta kuşa dönmüştür. Yılda ortalama 47-58 gün gibi bir hak kaybı söz konusudur.Bu da biz radyolojik risklere maruz kalanların emeklilik sürelerini uzatmaktadır.
Biz radyasyon riski ile çalışanlar olarak yasada belirtilen süre olan hakkımızı istiyoruz
Tüm Sağlık çalışanlarına verilmeli fakat İyonizan radyasyon ile çalışanların mutlaka farkı olmalı’’ dedi.
’’Yıpranıyoruz, Hakkımızı İstiyoruz(BASIN METNİ)
Ülkemizde sağlık çalışanlarının en az 40 yıldan bu yana dile getirdiği fiili hizmet zammı (yıpranma payı) konusundaki taleplerinin arkasındaki temel gerekçelerden en başta geleni, sağlık hizmeti verilen mekanların, çalışma koşulları ne denli uygun olursa olsun, insan sağlığı yönünden bizatihi az ya da çok tehlikeler barındırıyor olmasıdır. Buna sağlık hizmetinin kendisinden kaynaklı tehlikeler ve sayısız mesleki riskler eklendiğinde, sağlık çalışanlarının yıllardır fiili hizmet zammından mahrum bırakılarak haksızlığa uğradıkları açıklıkla ortaya çıkmaktadır.
24 saat süreyle üretilmek zorunda olan hizmetin, gündüz mesaisi dışında da sürdürülmek zorunda olması nedeniyle, çalışanların fizyolojik, ruhsal ve sosyal yaşamlarının tehdit altında kaldığı, bozulduğu bilinmektedir. Bu düzensizliğe bir de hizmeti yönetenlerden kaynaklanan sorunlar eklendiğinde durum daha da içinden çıkılmaz hale gelebilmektedir.
Dünya tıp literatürü sağlık hizmetinin ne denli tehlikeli bir alan olduğunun sayısız kanıtlarıyla doludur. Enfeksiyon hastalıklarından kansere, trafik kazalarından şiddete, ortopedik sorunlardan ruhsal sorunlara kadar sağlık çalışanlarını bekleyen pek çok sağlık sorunu vardır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olarak 14 Mayıs 2014 günü katıldığı Ebeler, Hemşireler ve Anneler Günü kapsamında düzenlenen Sağlık Çalışanları Türkiye Buluşması isimli etkinlikte, belli ki bütün bunları bilerek, anlayarak, kabul ederek yıpranma payı konusunda çalışma yapılması talimatı verdiğini ifade etmişti. Bu durum sevindirici olmakla birlikte geçen zamanda adım atılmamış olması bir o kadar üzücüdür.
Bizler sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri olarak Sağlık Bakanlığı’nın ve diğer yetkililerin işlerini kolaylaştırmak için bir çalışma yürüttük, Dünya literatürünü derledik ve yıllardır süren haksızlığın son bulması için, sağlık çalışanlarının fiili hizmet zammından yararlanabilmesi için bir yasa teklifi hazırladık.
Hazırladığımız yasa teklifini, gerekçeleriyle birlikte bir kitapçık haline getirdik. Bunu Sağlık Bakanlığı, TBMM’de grubu bulunan Siyasi Partilerin Grup Başkanvekilleri, Milletvekilleri ile paylaşacağız. En kısa sürede teklifimizin yasalaşmasını ve mağduriyetimizin son bulmasını istiyoruz.
Hakkımızın takipçisi olacağız. Verilen sözler tutulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
Saygılarımızla,
Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Yönetim Kurulu
Hazırlanan Yasa Teklifi: http://www.ttb.org.tr/images/stories/file/2014/fiilihizmet.pdf




Derneğimiz Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Cavlı 2014 Radyoloji Teknikerliği ve Sorunları Sempozyumuna Katıldı

PLATO MESLEK YÜKSEK OKULU’NUN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU 2014 RADYOLOJİ TEKNİKERLİĞİ VE SORUNLARI SEMİNERİNE PANALİST OLARAK KATILAN DERNEĞİMİZ YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI BARIŞ CAVLI SEMİNERE KATILAN RADYOLOJİ TEKNİKERLİĞİ ÖĞRENCİLERİ VE RADYOLOJİ TEKNİSYENİ VE TEKNİKERLERİNE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KAZANMIŞ OLDUĞU DENEYİMLERİ,KARŞILAŞILAN SORUNLARI VE İLGİLİ PROGRAMDA YAŞANAN AKADEMİK VE TEKNOLOJİK GELİŞMELERİ KAZANMIŞ OLDUĞU TECRÜBELER İLE AKTARMIŞTIR.




2014 Radyoloji Teknikerliği ve Sorunları

IMG_1318

 

T.C. PLATO SAĞLIK MESLEK YÜKSEK OKUNUNUN 04/12/2014 TARİHİNDE DÜZENLEYECEĞİ PANELE TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI BARIŞ CAVLI PANALİST OLARAK KATILACAKTIR.SAYGILARIMIZLA
TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU




Anıtkabir Ziyareti

ANITKABİR ZİYARETİ -TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ

8 KASIM X-IŞINLARININ KEŞFİ RADYOTEKNOLOJİ GÜNÜNDE  ATAYI ANMA VE MOZELEYE MOLEYEZE ÇELENK KOYMA ETKİNLİĞİ GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR.
8 KASIM 2014 CUMARTESİ SAAT: 09:00 ‘DA ASLANLI YOL DA BULUŞAN MESLEKTAŞLARIMIZ
SAAT 10:00’DA RESMİ ASKERİ TÖREN İLE MOZELEYE ÇELENK KOYMUŞ ARDINDAN TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI NEZAKET ÖZGÜR ANITKABİR DEFTERİNE GÜNÜN ÖNEMİNİ VE ULU ÖNDER ATATÜRK’E DUYGULARINI YAZARAK İMZALAMIŞTIR.
ARDINDAN KAHVALTILI TOPLANTI VE SOSYAL ETKİNLİKLERLE    8 KASIM X-IŞINLARININ KEŞFİ RADYOTEKNOLOJİ GÜNÜ KUTLANMIŞTIR.

SAYGILARIMIZLA,
TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU




Eğitim Uzmanları İle Lisans Eğitimi Bilgilendirme Toplantısı

EĞİTİM UZMANLARI İLE LİSANS EĞİTİMİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI -TÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ
Türk medikal radyoteknoloji derneği yönetim kurulu üyeleri 11-16 tarihleri arasında yapılan 33.ulusal türk radyoloji kongresinde eğitim uzmanları ile lisans eğitimi bilgilendirme toplantısı yapmıştır.
Çoğunluğu teknisyen kökenli olan eğitim uzmanları ile yapılan toplantıda dernek lisans eğitim için yürütülen faaliyetler aktarıldı. Bu süreçte yurt dışında radyolojiteknikerliği eğitimi alanlar tecrübelerini aktardı. Eğitim hedefleri belirlenmesi konusunda beraber çalışmalar yürütülmesi kararlaştırıldı.
Saygılarımızla,
Türk medikal radyoteknoloji derneği yönetim kurulu




8 Kasım X-Işınlarının Keşfi Radyoteknoloji Günü

AdsızTÜRK MEDİKAL RADYOTEKNOLOJİ DERNEĞİ OLARAK  TÜM MESLEKTAŞLARIMIZI     8 KASIM X-IŞINLARININ KEŞFİ RADYOTEKNOLOJİ GÜNÜNDE  ATAYI ANMA VE MOZELEYE MOLEYEZE ÇELENK KOYMA ETKİNLİĞİNE DAVET EDİYORUZ.
TARİH:8 KASIM 2014 CUMARTESİ
SAAT:09:00 ASLANLI YOL
09:45:RESMİ TÖREN




Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket ÖZGÜR, Türk Tabipler Birliği Başkanı Bayazıt İlhan ile görüştü.

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket ÖZGÜR , Türk Tabibleri Birliği Başkanı Dr Bayazıt İlhan ile görüştü.
Türk Tabibler Birliğinin yeni Yönetimini ve Başkan Dr Bayazıt İlhan’ı kutlama ziyaretinde bulundu.Şahsında Türk Tabipler Birliği’nin yeni seçilen Merkez Konsey Yönetim, Denetim ve Onur Kurulu üyelerini yürekten kutladı. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Sağlık alanındaki mesleki sorunların giderilmesi mücadelesininde dayanışmanın önemi vurgulandı.

Ziyarette,Radyoloji Teknisyen/Teknikerlerinin sorunları, sağlık çalışanlarının sağlığı ve iş güvenliği, Mesleki Sivil Toplum Örgütlerinin önemi vb.konularda görüş alışverişinde bulundu.




Türk Manyetik Rezonans Derneği 19.Yıllık Toplantısı

Türk Manyetik Rezonans Derneği 19.Yıllık Toplantısına TMRT-Der Yönetim Kurulunu Temsilen Başkan Nezaket Özgür Ve Nazım Topçu İle Katıldık




Hükümet Bağlı Üniversite ve Bilim Enstitüsü Olmaz

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) ve Ankara Tabip Odası (ATO) 09 Temmuz 2014 tarihinde Ankara Üniversitesi Morfoloji Yerleşkesi’nde düzenledikleri basın açıklaması ile Meclis’te görüşülmeye başlanan “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” protesto edildi. TTB ve ATO’nun ortak basın açıklamasına Ankara Diş Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İlker Cebeci, SES Ankara Şube Başkanı Hüsnü Yıldırım ve Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket Özgür de destek verdi.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, söz konusu Kanun Tasarısı’nın tıp bilimine yönelik bir saldırı olduğunu, hükümetin bu yolla tıp bilimini hegemonya altına almaya çalıştığını söyledi. İlhan, hükümetin hayata geçirmeye çalıştığı yeni düzenlemeler ile kadrolaşma faaliyetinin önünü açtığını belirtti.

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Çetin Atasoy tarafından okunan ortak basın açıklamasında siyasi iradenin Kanun Tasarısı’nda geçen düzenlemelerle hem sağlık alanındaki araştırma-geliştirme çalışmalarını, hem de sağlık yüksek öğretimini hükümete ve bakanlığa bağladığının ve özerkliğini yok ettiğinin altı çizildi. Atasoy, kamuoyunu ve akademiyi kadrolaşmaya ve sağlığın ticarileşmesine direnç göstermeye çağırdı. “Sağlıktan rant devşirme” anlamına gelen TÜSEB ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi yasa tasarılarına “Hayır!” dediklerini belirtti.

Son olarak söz alan Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, özerk olması gereken TÜSEB’in doğrudan Sağlık Bakanlığı’na bağlı olmasını eleştirdi. Aytuğ Atıcı, TÜSEB Başkanlarının genel bütçeden karşılanan 1 milyon liraya kadar olan kaynaklarını kontrol etmesinin tehlikeli olacağının altını çizdi. Atıcı, Kanun Tasarısı’nın akademik hayatın sonunu getireceğini belirtti. Sağlık Bakanlığı’nın innovasyon girişimlerini eleştiren Atıcı, ar-ge ve innovasyon faaliyetlerinin üniversitelere ve TÜBİTAK’a ait olduğunu, Sağlık Bakanlığı’nın bu kurumlardan yararlanması gerektiğini vurguladı

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ ve ANKARA TABİP ODASI ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

“HÜKÜMETE BAĞLI ÜNİVERSİTE VE BİLİM ENSTİTÜSÜ OLMAZ”

Hükümet, bugünlerde mecliste görüşülen bir yasa tasarısı ile kendi denetimi altında, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurmaya çalışıyor.

Siyasi irade, bu yolla, hem sağlık alanındaki araştırma-geliştirme çalışmalarını, hem de sağlık yüksek öğretimini kendisine bağlıyor, özerkliğini yok ediyor, ticarileştiriyor.

AKP’nin yıllardır uyguladığı Sağlıkta Dönüşüm Programı temel sağlık parametrelerimizde hiçbir göreli iyileşme sağlayamamışken, kamunun sağlık harcamalarının giderek daha çok artmasına yol açmıştır.

Hükümet bunun sürdürülemez olduğunu, kamu sağlık harcamalarındaki artışın cari açık için ciddi tehlike oluşturduğunu uzun süredir görmektedir. Ne var ki bu tasarı ile sözüm ona çözüm olarak dayattığı yöntem bu tehlikeyi bahane edip sağlığı daha fazla ticarileştirmektir.

TÜSEB bünyesinde kurulacak 6 enstitüden biri Kanser Enstitüsü’dür. Bunun en önemli gerekçesi olarak kanser sıklığının ve dolayısıyla kanser tedavisinin maliyetinin artması ileri sürülmektedir. Siyasi irade halkın kanser korkusunun ardına sığınarak, araştırma-geliştirme faaliyetlerini kendi denetimine almayı, buradan kendine ve yandaşlarına rant çıkarmayı planlamaktadır.

Ülkemiz gerçekten de bilimsel araştırmalar bakımından gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir. TÜSEB’in amaçları arasında gösterilen ulusal kaynaklarla ilaç ve tıbbi cihaz geliştirmek kuşkusuz hem halk sağlığı hem de sağlık harcamalarımız açısından çok doğru bir hedeftir. Ancak araştırma-geliştirme faaliyetleri gerçek anlamda özgür, idari açıdan özerk ortamlar ister. Bu ortamların üniversitelerde yaratılması pekala mümkündür. Oysa bu yasa ile üniversiteler daha etkisiz hale gelecek, bilim denetim altına girecek, bilimsel üretim esas olarak kar elde etmeye yarayan bir etkinlik haline gelecektir.

Özel bütçeli, özel hukuk hükümlerine tabi, şirketleşmeyi teşvik eden yapısı ile TÜSEB, niyetin tam da bu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu tasarı bilimsel çalışmanın ticari değere dönüştürülmesinin tasarısıdır. Ar-Ge adı altında, uygun bulduğuna şirket kurdurmanın, uygun bulduğuna geri ödemesiz destek ve hibe vermenin tasarısıdır.

TÜSEB sözde özerk, özde tamamen hükümete bağlıdır. Yönetim Kurulu’nun Başkanı bizzat Sağlık Bakanı’dır. Yönetim Kurulu ve Yüksek Danışma Kurulu üyeleri çok büyük ölçüde hükümet tarafından atanmaktadır. Hükümet bu tasarı ile bilimi avucunun içine almaktadır.

TÜSEB’in idari yapısı antidemokratiktir. TÜSEB Başkanı aşırı geniş yetkilerle donatılmıştır. Tek başına 1 milyon TL’lik kamu parasını harcamaya karar verebilecektir, bu çok kaygı vericidir.

TÜSEB haksız rekabet için önü açılan, mali olarak kayırılan bir kuruluştur. Kar elde edecek, ama vergilerden muaf olacaktır. Ar-Ge için gerekli her türlü bilgiyi herkesten isteyebilecek, bütün kurumlar bu bilgileri vermekle yükümlü olacaktır. Kişisel bilgilerin gizliliği ilkesi unutuluvermiştir.

TÜSEB bünyesindeki enstitülerden biri Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’dür. Bunun tercümesi şudur: Sağlık Bakanlığı kendi hastanelerini kendisi akredite edecektir. Kendini akreditasyon kavramı literatüre girmek üzeredir.

TÜSEB bilimselliği tartışılır yöntemlerin tıpta kullanılmasını yasal hale getirmektedir. TÜSEB bünyesindeki Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü ile hastalarımız bilimsel etkinliği kanıtlanmış yöntemlerden devlet eliyle uzaklaştırılmış olacaktır. Galiba hükümet sağlık harcamalarını azaltmak için hacamattan medet ummaktadır.

“Sağlık Bilimleri Üniversitesi” kuracaklarını söylüyorlar, biz ona “Sağlık Bakanlığı Üniversitesi” diyeceğiz.

Yasa torbasında tıp fakültesi, sağlık bilimleri fakültesi ve sağlık bilimleri enstitüsünden oluşan “Sağlık Bilimleri Üniversitesi” kurulması da öngörülmektedir. Manidar biçimde, yine İstanbul’da! Temel sorunlarımızdan biri sağlık çalışanlarının dağılımındaki eşitsizlik iken, İstanbul’da devasa bir üniversite kurulmaktadır.

Yöneticilerimizin evrensel üniversite kavramına çok yabancı olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır. Üniversitenin bağımsızlığı, akademik özgürlük, idari özerklik,… bunlar hükümetten ne kadar uzaktır? Öngörülen üniversite mütevelli heyet tarafından yönetilecektir. Mütevelli heyet pek tanıdıktır: Sağlık Bakanı, Müsteşar, Rektör, Bakanın seçeceği bir üye ve YÖK’ün seçeceği bir profesör. Denetim neredeyse tamamen siyasilerde, dolayısıyla bilim yapılabilir mi bilinmez, o halde bu üniversiteye “Sağlık Bilimleri Üniversitesi” değil “Sağlık Bakanlığı Üniversitesi” demek çok daha fazla yakışacaktır.

AKP bu üniversiteye 300 profesör, 1200 doçent olmak üzere 1875 akademik kadro tahsis etmiştir. Tıp fakültesine tahsis edilen kadroları kim belirleyecektir, öğretim üyesi atamalarını kim yapacaktır? Tabii ki mütevelli heyet. Yani, tabii ki Bakanlık. Ne de olsa bu bir “Sağlık Bakanlığı Üniversitesi”dir.

Kurulacak üniversite sözde kamu üniversitesidir ama özel üniversite mantığıyla işletilecektir. Gerçek ve özel hukuk tüzel kişilikleri ile işbirliği ve ortak projeler yapılabilecek, yurt içinde ve yurt dışında bölüm açılabilecektir. Kendilerine kadro tahsis edilen öğretim üyeleri, doğal olarak, Rektörü seçemeyecektir. Rektör mütevelli heyetin belirlediği bir liste içinden, Cumhurbaşkanı’nca atanacaktır.

Sağlık Bakanlığı’nın üniversite kurması ne hakkıdır, ne de görevi! Bu durum Anayasa’nın yüksek öğrenimi düzenleyen 130. ve 131. maddelerine aykırıdır. AKP Anayasa’yı yine hiçe saymaktadır.

İstanbul’a bu boyutta bir tıp fakültesi gerekli de değildir. Ülkemizde nüfus başına düşen tıp fakültesi sayısı Avrupa ve OECD ülkelerinden kat be kat fazladır. AKP ülke kaynaklarını böyle gereksiz harcamalarla israf edeceğine, alt yapı ve akademik kadro sorunlarıyla boğuşan mevcut tıp fakültelerimizin, sözde değil özde kamuya ait olan fakültelerimizin yararına kullanmalıdır.

Ankara Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği olarak, kamuoyunu ve akademiyi kadrolaşmaya ve sağlığın ticarileşmesine direnç göstermeye çağırıyoruz. “Sağlıktan rant devşirme” anlamına gelen TÜSEB ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi yasa tasarılarına “Hayır!” diyoruz.

Saygılarımızla,

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Ankara Tabip Odası




Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Yetkilileri üyesi olduğu 18th ISRRT Kongresine katılmıştır.

Kongre öncesi , ISRRT ye üye ülke temsilcilerinin hazır
bulunduğu Konsey toplantılarına katılarak sorunlar ve
çözüm önerileri tartışıldı.
Ülkemizdeki eğitim kalitesinin artırma yönünde
üye ülkelerle iş birliği protokollerinin hazırlıkları
yapıldı.
Derneğimizin Nisan 2015 te yapacağı
Radyoteknoloji Kongresine ISRRT Başkanından katılım
sözü alındı.
Kongrede Başkan Dr. Fozy Peer ve ISRRT Avrupa
sorumlusu Dimitris Katsifarakis ‘in konuk olacağı
mesleki sorunlar ve çözümleri konulu interaktif
Panel düzenlenecektir.
Saygılarımızla
Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği