1

Sağlık Alanında Çalışan Kadınlar Sorunlarını Konuşuyor Çözümler Öneriyor Konulu Forum Düzenlendi

Ankara Tabip Odası’nın 14 Mart Tıp Haftası Etkinlikleri kapsamında “Sağlık Alanında Çalışan Kadınlar Sorunları Konuşuyor Çözümler Öneriyor” konulu forum düzenlendi. ATO Kadın Hekimlik Komisyonunun katkılarıyla Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 14 Mart Cumartesi günü yapılan etkinliğe Derneğimizi temsilen başkan Nezaket ÖZGÜR katılmıştır.

Etkinlik, Grup Devinim’in canlı müzik performansıyla başladı. Ardından foruma geçildi. Forumun moderatörlüğünü Dr. Deniz Erdoğdu yaparken konuşmacılar Dr. Filiz Ak, Nezaket Özgür, Bihter Akınoğlu, Handan Aksay, Şadiye Dönümcü, Nazife Ortakçı, Çiğdem Özdemir, Neslihan Sevim ve Sevgi Türkmen oldu.

Forumun açılış konuşmasını yapan Dr. Deniz Erdoğdu polikliniklerdeki hasta başvuru sayılarındaki artışa dikkat çekerek hızlandırılmış, doğru teşhislerin konulamadığı, akılcı ilaç kullanımının olmadığı bir sağlık sisteminin olduğunu vurguladı. Bütün bunların kışkırtılmış sağlık hizmeti sunumu sebebiyle ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Erdoğdu böylesi sağlık sistemi iyileştirmiyor tam tersine daha çok hasta ediyor diye konuştu. 14 Mart Tıp haftasında kadını odağına yerleştiren bir forum düzenlemek istediklerini söyleyen Dr. Deniz Erdoğdu “ Kadını toplumsal hayattan uzaklaştıran söylemler kadına şiddet vakalarını arttırıyor. Meclise getirilen paketlerle açıklanan; kadının mesleki terfisine engel olan, ilk işten atılacak kişi olarak kadını işaret eden dost değil tam tersi düşman politikalar” diye konuştu.

Sağlık alanında çalışan kadınlar da foruma konuşmacı olarak katılarak çalışma hayatlarında deneyimledikleri ve gözlemledikleri sorunları dinleyicilerle paylaşarak çözüm önerileri sundular. Konuşmacıların, kadınların yaşadığı sorunlara dair ortak çözüm önerisi örgütlenmenin gücü oldu.

Dr. Filiz Ak-hekim “Kadın olmak ne anlama gelir diye derslerimde soruyorum ve kadın olmanın aslında cinsiyet olmadığını, toplumsal cinsiyet olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Toplumsal cinsiyet kimliğini, kalıp yargılar ve ahlaki değerler oluşturuyor. Bunları derslerimde anlatmamın nedeni toplumsal cinsiyetten kaynaklı sorunların kavranmasını sağlamak çünkü hükümet, kadın-erkek arasındaki ayrımcılığa maruz kalmamıza neden oluyor. Yapılan araştırmalara göre sağlık alanında da en çok kadınlar şiddete maruz kalıyor. Çözüm yolunu kadınlık değerlerimizi koruyarak örgütlenmekte görüyorum”

Bihter Akınoğlu-fizyoterapist “Cinsiyete dayalı ayrımcılık bizim mesleğimizde de yaşanıyor, uygulamada görünen gerçek; yaşlı ve çocuklarla çalışılacaksa daha çok kadınların , mobilizasyon uygulamalarında daha çok erkeklerin görev alması. Cinsiyete dayalı ayrımcılığın aile içinde başladığını ve kadınların eğitiminin arttırılması gerektiğini düşünüyorum”

Handan Aksoy-hemşire “Doğarken mavi ve pembeye doğuyoruz, eril tahakkümü kırmak çok zor. Cerrahi tamamen eril mantığa dayalı bir çalışma ortamı. Hemşire olarak çalışma hayatında ikinciliz ve değer atfedilmeyen bir noktadayız. Cinsiyetin önündeki duvarları cins bilinciyle örgütlenerek yıkacağımızı düşünüyorum”

Şadiye Dönümcü-sosyal hizmet uzmanı “Bakımın profesyonel ya da evsel olanında çok da fark yok. Sağlık sektöründe Feminizasyon süreci yaşanıyor; sabırlıyız, anlayışlıyız, anne gibiyiz bakım bizim işimiz olarak görülüyor. Çok çarpıcı bir araştırmanın sonuçlarına göre; 15 yaş üstü hane halkına; çalışmayan bir erkek 1 saat 12 dakika vakit ayırırken çalışmayan bir kadın 5 saat 43 dakika vakit ayırıyor. Çalışan kadınlarda ise hane halkına vakit ayrılan süre 4 saat 3 dakika olurken erkeklerde ise sadece 43 dakika oluyor”

Didem Kamber-diş hekimi “Sağlıkta dönüşümle muayenehanelerin azalması ve kliniklerin artması kadın diş hekimlerinin iş güvencesini tehdit ediyor”
Nazife Ortakçı-taşeron işçi “Taşeron işçilerin güvencesi patronun iki dudağının arasında. Çok zor koşullar altında çalışmamıza rağmen aylık kazancımız 949 tl ve çoğu arkadaşımın banka kartı kocalarının ellerinde. Hastanede bir araya gelip sorunlarımızı konuşup çözüm önerileri aradığımız bir birim oluşturduk. Yaşadığımız sorunları aşabilmek için örgütlenmek gerektiğine inanıyorum”

Çiğdem Özdemir-hemşire “Cinsiyetlere atfedilen rollerden meslekler de etkileniyor. Hemşirelere şefkat, yardımseverlik, sempati ve kutsallık vasfı yükleniyor. Oysa hemşirelik; bilimsel temellere dayandırılmış, akademik altyapısı olan bir meslek. Toplumun kadına atfettiği roller hemşirelere de yüklenerek kadın hemşirelerin edilgen ve izin verildiği sınırlar içinde var olması bekleniyor”

Nezaket Özgür-radyoloji teknikeri “Radyoloji alanında çalışanların çoğu kendi sağlıklarını göz ardı ederek çalışmak zorunda kalan kadınlardan oluşuyor. Hamilelik ve emzirme döneminde çalışma alanlarındaki radyasyondan ötürü büyük endişe yaşıyorlar. Sağlıksız ortamlarda sağlıklı çoçuk yetiştirmeye çalışıyorlar. Bu sorunlara rağmen mesleği seçmede artı oluşturabilecek erken emeklilik, kısa çalışma süresi vb haklar elimizden alınmıştır. Sağlıkta dönüşümle daha da artan taşeronlaşmayla radyasyon emekçisi kadınlar hiçbir haktan faydalanamıyorlar”

Sevgi Türkmen-psikolog “Çalıştığım hastanede, ortaya bir problem çıktığı zaman ilk önce kadın sağlıkçılar özellikle hemşireler sorgulanıyor. Hastalar da hekimlerle karşı karşıya gelmemek için en çok hemşireleri şikayet ediyorlar. En çok psikolojik sorun da hemşirelerde görülüyor. Yeni modern dünyanın dayatmalarıyla psikoloji bozuluyor ama bunun çözümü ilaçta değil, bir arada olup sorunları birlikte çözmekten ve örgütlenmeden geçiyor”




Sağlık Alanında Kadınlar Sorunlarını Konuşuyor Çözümler Öneriyor

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket özgür Konuşma yapacaktır. Sorunları paylaşmak için bekliyoruz.
Saygılarımızla,
TMRT-DER YÖNETİM KURULU




Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Atanamayan Sağlıkçılar İçin Sağlık Bakanlığı Önünde Eyleme Destek Verdi

Saat 13.30’da İbni Sina Hastanesi Acil Servis önünde toplanan ataması yapılmayan sağlıkçılar, buradan Sağlık Bakanlığı önüne yürüdüler.
Atama bekleyen sağlıkçılar adına basın açıklamasını Aras Ali Altıntaş okudu.
Sağlık Bakanlığı önünde yaptıkları basın açıklamasının ardından sağlık alanında örgütlü sendika ve meslek örgütleri temsilcileri de kısa konuşmalar gerçekleştirdi.
Derneğimiz Adına Başkan Nezaket Özgür de yapmış olduğu konuşmada “sağlık haftasında, 250 bin sağlık çalışanı atama beklerken, 150 binin üzerinde taşeron sağlık işçisinin kamu sağlık kurumlarında çalışıyor olması kabul edilemez olduğunu vurguladı. Planlama yapılmadan para kazanmak amaçlı açılan Özel Sağlık Meslek Liseleri ve Özel Sağlık Meslek Yüksek Okullarının iş garantisi vaatleri verilerek örgencileri ve ailelerin umutlarını boşa çıkardı. Bu okullardan mezun olan öğrencilerin mezun oldukları okullar nitelik bakımından yoksun bırakılarak sadece nicelikleri artırıldı. Plansız mezun olan Sağlık Elamanları güvencesiz çalışmaya mahkum bırakılmaktadır. Oysa ülkemizde sağlık alanında hala diplomasız çalışanların olduğu da acı bir gerçektir. Radyoloji Departmanlarının kar odaklı çalıştırılması güvencesiz çalışmanın yanı sıra çalışan ve toplum sağlığını olumsuz etkilemektedir.
Biz Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği olarak sağlıkta taşeron yok oluncaya, 250 bin atama bekleyen sağlıkçı atanana kadar mücadele edeceğiz.” dedi.
Atamayan Sağlıkcılar ınBasın Açıklaması
Basına ve Kamuoyuna, 12 Mart 2015
Kadro istiyoruz kendimiz ve halkın sağlığı için…
Her yıl sağlık meslek liseleri ve üniversiteler sağlık bölümünden binlerce mezun vermekte fakat kamuya alınan sağlıkçı sayısı devede kulak misali olup atama bekleyen sağlıkçıların sorunlarına çözüm olmak yerine daha da derin yaralar açıyor. Her geçen yıl lise ve üniversite kontenjanlarının artmasına rağmen atamalar ters orantılı olarak düşüyor. Son zamanlarda artan sağlıkta şiddet olaylarının sebeplerinden biri de şüphesiz sağlık personeli yetersizliğidir. Daha çok işin daha az sayıda çalışana yüklenmesinden, çalışanlar işlere yetişememekte ve tükenmektedir. Bu sebepten dolayı hem atanmış sağlık meslek mensuplarının bunaltıcı iş yüklerini azaltmak hem de yetersiz personel sayısı yüzünden artan şiddetin önüne geçmek ve atanamayan sağlıkçıların sorunlarına çare olması için artık bir atama yapılması elzem olmuştur.
Uzun bir süredir kamu sağlık kurumlarına atama yapılmaması, yoğun çalışma koşulları altında, fazla ve angarya çalışmaya mahkum edilen sağlık çalışanlarının iş yükünü arttırmakta, sağlık hizmeti sunumunu olumsuz etkilemektedir.
Bu nedenle de hem halkın ve sağlık çalışanlarının sağlığı için nisan ayında 40 bin atama yapılması başta olmak üzere atama bekleyen 250 bin civarındaki sağlık çalışanının bir an önce atamalarının yapılıp görevlerini icra etmeleri ve mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir.
Sağlık Bakanlığı temizlik, hastabakıcılık, yemekhane hizmetleri gibi hizmetleri tamamiyle taşeron şirketler eliyle yürüttürürken ne yazık ki, son günlerde hemşirelik, tıbbi sekreterlik, acil tıp teknisyenliği, Radyoloji, laboratuvar teknisyenliği gibi eğitim ve tecrübe gerektiren işleri de taşeronlaştırmayı hedeflemektedir.
Maalesef özel beceri, eğitim ve tecrübe gerektiren işlerin taşeron firmalar aracılığı ile yürütülmesi halkın sağlığının olumsuz etkilenmesine de ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde de problemler yaşanmasına neden olacaktır.
Bir tarafta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taşeron sistem için “modern kölelik” ifadesini kullanırken diğer taraftan da hala kamuya taşeron çalışan almanın tutarlı bir yanı yoktur.
Alımların taşeron olarak yapılması sağlık hizmeti sunucularında ikiliğe yol açarak çalışanlar içerisinde sorunlar ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Bu da aynı işyerinde aynı işi yapan insanların bir kısmının ekonomik ve sosyal haklarının daha geride olmasına bir kısmının ise diğerlerinden daha ayrıcalıklı olmasına Anayasa’nın eşitlik ilkesine bütünüyle aykırıdır.
“Emeği ucuzlatmak, hizmetin niteliğinin de düşmesi anlamına gelir.
Halkın sağlığını korumakla yükümlü olan Sağlık Bakanlığı’nın, Anayasa’nın 128. Maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” İlkesine aykırı bir şekilde 75 bin ATT atama beklerken taşeron firma aracılığı ile şoför çalıştırmasını, 35 bin ortaöğretim ve önlisans Tıbbi Sekreter atama beklerken de taşeron firma aracılığı ile veri hazırlama elemanı çalıştırmasını kabul edemiyoruz.
O nedenle 250 bin atama bekleyen sağlık çalışanını temsilen burada bulunan bizler, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nu taşeron çalıştırmaya son vererek, atama bekleyen sağlık çalışanlarının ataması için göreve davet ediyoruz.
Sadece kendimiz için değil
Halkın sağlık hakkı içinde….
Tüm sağlık çalışanlarına kadro elde edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu gün buraya temsilen geldik, sorunlarımız çözülmezse bir dahaki sefere 250 bin sağlık çalışanı ile Ankara’da olacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.




Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Türkiye Büyük Millet Meclis’inde Basın Toplantısına Katıldı

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Sağlık alanındaki Milletvekillerinin davetlisi olarak TBMM’de Sağlık Emek ve Meslek Örgütlerinin Temsilcileri beraber Basın toplantısına katıldı.
Basın toplantısında 14 Mart Sağlık Haftası özelinde Sağlık alanında yaşanan sorunlar dile getirildi.
Derneğimiz adına Başkan Nezaket ÖZGÜR de basın toplantısında söz alarak Radyoloji özelinde yaşanan hak kayıplarını vurguladı.Sağlıkta dönüşümün etkisinin Tıbbi Görüntüleme alanında sadece çalışanları olumsuz etkilemediğini kar amaçlı görüntülemelerin sağlığı da olumsuz etkilediğini,toplum sağlığının da olumsuz etkilendiğini de bildirdi.
Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Yönetim Kurulu




TMRT-Der Radyoteknolog Lisans ve Lisansüstü Eğitim Müfredatı Belirleme Çalıştayı

Değerli Meslektaşlarımız,TMRT-DER’’ Radyoteknolog Lisans ve Lisansüstü Eğitim Müfredatı  Belirleme Çalıştay’’1. Gün Notları:
Yakın Doğu Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Turgut Özal Üniversitesi,Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksekokullarından gelen  akademisyenler hocalarımız; GE Healthcare, Toshiba, Siemens, Philips Eğitim Uzmanları;  Ankara, İstanbul, İzmir, Denizli, Ordu, Samsun,Eskişehir, Bursa şehirlerinde çalışan radyoloji teknikerlerinin katılımıyla başlamıştır.
Nisan 2014  ve Eylül 2014 tarihlerinde yapılan çalıştayların değerlendirilmesi Doç. Dr. Nuran Akyurt  tarafından ,SHMYO ‘nun şuanki durumu (fiziki,teknik donanım, akademik ve idari personel vb.) ve SHMYO şu anki durumu ( müfredattaki farklılıklar) konusu Doç. Dr. Ayşegül Yurt tarafından,Eğitim standardizasyonunda Bologna süreci (İKMEP’e karşılık) konusu Öğr.Gör. Gökhan Aytekin tarafından,Türkiye’de radyoloji teknikeri/teknisyeni mezuniyet ve istihdam durumu analizi konusu Öğr. Gör. Sefa Işıklar tarafından katılımcılara aktarılmıştır. Çalışma yöntemi belirlenerek sonraki günün planı yapılarak yeterliliklere uygun ders müfredatı hazırlanması metodu seçildi.
Bilgilerinize saygılarımla sınarız.
Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Yönetim Kurulu

AAAAAAAAAAAABBBBBBBBBBBBBBB




11.Ulusal Radyoteknoloji Kongresine ISRRT Başkanı Dr. Fozy Peerve ISRRT Avrupa Sorumlusu Dimitris Katsifarakis katılacaktır…

Değerli Meslektaşlarım,
11. Ulusal Radyoteknoloji Kongresine Uluslararası Dünya Radyografer ve Radyoloji Teknisyenleri Derneği (ISRRT) Başkanı Sayın Dr.Fozy PEER ve Uluslararası Dünya Radyografer ve Radyoloji Teknisyenleri Derneği(ISRRT) Avrupa Sorumlusu Dimitris Katsifarakis katılacaktır. Konuklarımızın da katılımıyla İnteraktif Eğitim Paneli yapılacaktır.
Bilgilerinize sunarım.

KISACA KONUKLARIMIZI TANIYALIM
DR.FROZY PEER
Başkan

Dr Fozy Peer Durban Inkosi Albert Luthuli Merkez Hastanesi Nükleer Tıp Anabilim Dalında, Güney Afrika Müdürü olarak görev yapmaktadır.Dr. Peer hem Tanısal Radyoloji hem de Nükleer Tıp alanlarında doktora ünvanına sahiptir. Bunların yanında İnsan Kaynakları Yönetimi alanında diplomaya sahiptir ve refleksolojist ve aromatherapis olarak da uzmanlaşmıştır.Bir çok araştırma projesini yönetmiş ve çok sayıda lisansüstü tez incelemiştir.
Fozy , Finlandiya’da 11 Haziran 2014 tarihinde düzenlenen toplantısında Radyoloji ve Radyolojik Teknologları (ISRRT) Uluslararası Derneği 11. Cumhurbaşkanı seçildi. Derneğin dördüncü kadın Başkanı ve Afrika’dan seçilen 2. Başkanı ünvanını da taşımaktadır.
Ulusal Güney Afrika Radyoloji Derneği (SORSA) Başkanı olarak iki dönem görev yaptı ve aynı zamanda ISRRT ‘de Güney Afrika’yı sekiz yıl temsil ederek, Nükleer Tıp Kategori Temsilcisi, Kamu İrtibat Subayı ve Konsey Üyesi görevlerinde bulundu. Son dört ulusal Sorsa kongresini toplanmıştır. Kongre çağrıcı ve Nisan 2008’de Durban, Güney Afrika’da düzenlenen 15. ISRRT Dünya Kongresi’ne ev sahipliği için teklif kazanmasında etkili olarak – Afrika’da ilk kez düzenlenmesini sağlamıştır.Halen Yönetim üyesi ve Kamu İrtibat Subayı olarak Sorsa Ulusal Konseyi hizmet vermektedir.
Dr. Peer, Radyografi temsil yürütme komitesinde iki dönem hizmet verdikten sonra,yasal bir kurum olan Radyografi ve Güney Afrika Sağlık Meslekleri Kurulu Klinik Teknoloji Kuruluna (HCPSA), seçildi.
Güney Afrika radyoloji teknikerleri , Tıbbi Görüntüleme ve Radyasyon Bilimleri Dergisi Editörler kurulundadır. Dr Peer’ in, ulusal ve uluslararası düzeyde çeşitli yayınlar ve sunumlar vardır.
ISRRT Baskanlığına seçilmeden önce dernekte iki dönem üst üste Halkla İlişkiler Müdürü olarak Görev yapmıştır.

DİMİTRİS KATSİFARAKİS
Avrupa Bölge Direktörü
1979′ da Radyoloji Teknikeri olarak mezun olan Dimitris Katsifarakis, 1990 yılında İngiltere’de Radyasyondan Korunma Şefi olarak seçildi, 2006 yılında Sağlık hizmet yönetimini dalında yüksek Lisans derecesi aldı.
1984-1989 yılları arasında başkan seçildiği dönemde ve 1993’ten günümüze kadar Radyoloji Teknologları Pan-Helenik Derneği aktif üyesidir.
Dimitris,Yunanistan’da ve Avrupa’da ECRRT için Radyolojik Teknologları bilimsel toplumun ortak kurucu üyesiydi. Ayrıca Tıp ALARA ağının temsilcisi olarak görev yapmiştir.1993-1996 arası ECR Bilimsel Alt Komitesi üyesi olarak atandı ve Dimitris Teknologlara lisansüstü kurslar verilmesi sürecinde aktif yer almıştır. ECR 2008 Radyoloji bilimsel alt komitesi eş başkani oldu. Yunanistan ve yurtdışında,Teknikerler için Radyasyondan Korunma Kalite Hizmetleri dersleri düzenlemektedir.
Radyolojik teknoloji ve kalite güvencesi ve çeşitli yayınlarda (Yunanca dilinde) 3 kitabın yazarıdır. Yunanistan’in baskenti Atina’da, Halk Sağlığı Ulusal Okulunda doçent öğretim üyesi olarak çalıştı.
Dimitris, 1989-2010 yillari arasinda Yunanistan için ISRRT Konseyi Üyesi oldu.
Saygılarımla,
Nezaket ÖZGÜR
TMRT-Der Başk.




Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket Özgür Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Sertifikasyon Hizmetleri Daire Başkanı Sayın Hüseyin Zırh İle Görüştü

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket ÖZGÜR Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Sertifikasyon Hizmetleri Daire Başkanı Sayın Hüseyin ZIRH ile görüştü.
Görüşmede Özgür;Tıbbi Görüntüleme (Radyoloji )Teknikerliği eğitiminin Lisans ve Lisans Üstü Eğitim Müfredatı Çalıştayına davet ederek .Mesleki eğitm sorunlarından bahsederek ve çözüm önerilerilerini iletti.
Lisans ve Lisans Üstü Eğitim Müfredatı Çalıştayı:5-7 Mart Ankara da yapılacak.




TMRT-Der İzmir Bilgisayarlı Tomografi Eğitim Semineri

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneğinin düzenlediği 9 Eylül Üniversitesi SHMYO destekleği Ge Healht Care ve Opakim Katkılarıyla gerçekleşen İzmir BİLGİSYARLI TOMOGRAFİ EĞİTİM SEMİNERİ 9 EYLÜL ÜNV. REKTÖRLÜĞÜ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ (DESEM)BORDO SALON ALSANCAK –İZMİR’ de 7 Aralık 2014 tarihinde 221 katılımcı ile gerçekleşmiştir.

Seminerimize katkı desteklerinden ötürü tüm konuşmacı konuklarımıza ve kurumlarımıza teşekkür ederiz.
Sayın ;ÖGR.GÖR.AYSUN MANİSALIGİL
Sayın,ÖGR.GÖR. DR. HALİL İBRAHİM ÖZDEMİR
Sayın,ABDULLAH UYSAL
Sayın,DOÇ.DR. AYŞEGÜL YURT
Sayın, RAMAZAN YÜKSEL
Sayın,DOÇ. DR. AYNUR SOLAK
Sayın, ÖZKAN KİRAZ
Sayın,VURAL DİLER
Sayın,ERSİN EKER
Sayın, PROF.DR. ORHAN OYAR
Sayın,MURAT KARAKOÇ
Sayın,MAHMUT UR
Sayın, NEZAKET ÖZGÜR
Sayın AYKAN DÜZOVA ya katkılarından ötürü teşekkür ederiz.




Ulusal Kanser Danışma Kurulu Toplantısı

9-10 Aralık 2014 tarihlerinde Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığı tarafından organize edilen Ulusal Kanser Danışma Kurulu Toplantısına Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Başkanı Nezaket ÖZGÜR katılmıştır. İnsan Kaynakları Kurulu Başkanlığını yapan ÖZGÜR’ ü çalışmalarından dolayı kutluyoruz.
Toplantı tutanakları Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığı WEB sayfasında yayınlanacaktır.
Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Yönetim Kurulu

 




Sağlık Bütçesi Basın Toplantısı

Sağlık meslek örgütleri ortak basın toplantısı düzenleyerek TBMM’de görüşülmekte olan sağlık bütçesini eleştirdi. Sağlık meslek örgütleri, bu yıl Türkiye’de sağlığa ayrılan bütçenin merkezi bütçeye oranının yüzde 4.2 olduğunu belirterek, bunun da halk sağlığı için kullanılmadığına dikkat çektiler.
TTB’de bugün (18 Aralık 2014) düzenlenen basın toplantısına TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Özden Şener, TTB Merkez Konseyi üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Başkanı Gönül Erden, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Örgütlenme Sekreteri İbrahim Kara, Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TMRT Der) Başkanı Nezaket Özgür ve Türk Hemşireler Derneği Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Özdemir katıldı. Ortak açıklamaya, Türk Dişhekimleri Birliği, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği ile Türk Psikologlar Derneği de imza verdi.
TMRT Der Başkanı Nezaket Özgür de, bütçede sağlık çalışanlarına da yer ayrılmasını istediklerini bildirdi.

BASIN AÇIKLAMASI
Sağlık Meslek Örgütlerinin Sağlık Bütçesi Eleştirisi
Bütçe, devletin gelecek bir dönemdeki gelirlerini ve harcamalarını tahmin eden ve yürütme organına harcamaların yapılması, gelirlerin toplanması konusunda yetki ve izin veren bir kanundur. Kamusal ihtiyaçlar, kişilerin tek başlarına karşılayamadıkları ancak karşılanması zorunlu olan ihtiyaçlardır. Kamusal ihtiyaçlar olarak belirlenen ihtiyaçlar, ancak devlet ve diğer kamu kuruluşlarınca yerine getirilir.
AKP’nin halkı yine göz ardı ettiği, ancak sermayeye seve seve keseyi açtığı, 2015 yılı bütçe tasarısı, TBMM’de görüşülmeye devam ediyor.
Sağlık Bakanlığı bütçesi 2013 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu olmak üzere üç parça halinde yapılmaktadır. 2014 yılında toplamda 18 milyar 422 milyon TL olan sağlık bütçesi, 2015’te 20 milyar 214 milyon TL’ye çıkarılması öngörülmüştür. Toplam sağlık bütçesi 20 milyar TL’nin merkezi bütçeye oranı %4.2’ dir. Halk Sağlığı Kurumunun yatırım ödeneği 80 milyon olarak belirlenmiştir. Bunun anlamı koruyucu sağlık hizmetine pay ayrılmamasıdır. Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 milyar 743 milyon TL ile 2013 bütçesinden aldığı payla 11 bakanlık bütçesini geride bırakmıştır.
Ülkemizde bütçe gelirleri üretimden değil, anormal bir şekilde diğer ülkelerin aksine ağırlıklı olarak emekçilerden toplanan oldukça ağır dolaylı vergilerden elde edilmektedir. Ancak bu şekilde oluşturulan bütçe halk için harcanmaz. AKP iktidarı bütçenin emekçilerin sosyal güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, eğitim, sağlık ihtiyaçları için harcanması konusunda oldukça cimri iken, kamu özel ortaklığına giren sağlık holdinglere, ilaç tekellerine, özel hastanelere, TOKİ vs karşı oldukça eli açıktır. Örneğin Sayıştay denetçilerinin raporuna göre 2013’te başlangıç ödeneği olarak sermaye giderlerine TOKİ için 610 milyon lira konulmuş, ancak sonuçta 2 milyar 593 milyon harcanmıştır. Sağlık bütçesinin yarısı özel hastaneler ve ilaç tekellerinden “mal ve hizmet alımı” için ayrılmaktadır. Türkiye özel sağlık sektörünün, özel sağlık hizmetleri, ilaç ve medikal cihazlar toplamında 2015 yılında 29,6 milyar dolara ulaşması beklenmektedir.
Çalışma Bakanlığı bütçesi 32,7 milyar TL’den 30,6 milyar TL’ye düşürülmüştür. Bunun anlamı iş cinayetlerinin ve sendikal hak ihlallerinin devam edeceğidir.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bütçesi bir önceki döneme göre yüzde 19 artırılmıştır. Ancak, bu artış ne bu alanda çalışan emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, ne de sosyal hizmet sunumunun niteliğinin iyileştirilmesi içindir. Bakanlık bütçesinin yüzde 87’si engelli, çocuk ve yaşlı bakım hizmeti aylık ücretlerine ayrılmaktadır. Bu yaklaşım AKP’nin sosyal hizmetleri, para yardımına indirgediği ve yoksulları bağımlı yapma politikası olarak devam ettireceği anlaşılmaktadır. En önemli görevlerinden biri kadının eşitlik sorunuyla uğraşmak ve eşitliği sağlayıcı politikalar geliştirmek olan Bakanlığın Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçesi ise 1,5 milyon TL azaltılmıştır. Görünen odur ki AKP, kadınların tepkilerinden çekindiği için kapatamadığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünü bütçesiz bırakarak işlevsizleştirmek istemektedir.
Uzun süredir sağlıkta dönüşüm politikalarının hüküm sürdüğü her yerde, aile hekimliği, 2. ve 3. basamak hastanelerde, halkın sağlık hizmetine erişimi zor ve pahalı, üstelik sağaltıcı değildir. Çalışanlar sağlık hizmetinden yararlanmak için önce vergi verir, bu yetmez prim öder, o da yeterli gelmez katkı, katılım farklarını yatırır. Devlet hastanesine başvurunca farklı, özel hastane ve üniversite hastanesine giderse daha da yüksek ücretlerle karşılaşır. Özel hastaneler için %200’e kadar ek ödeme yapmak zorunda kalır. Sağlık harcaması nedeniyle yoksullaşan hane oranı gittikçe artmıştır. Halkın cebinden çıkan reçete parası, katılım payı 2013’de 3 milyar 200 milyon lira olarak hesaplanmıştır. 2002’de vatandaş cebinden 56 lira harcarken, şimdi bu 157 lira olmuştur. Nihayetinde 2014 yılının ilk 8 ayında cepten yapılan sağlık harcamaları miktarı 14 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Zorunlu GSS uygulaması nedeniyle GSS borcu olanlar sağlık hizmetlerinden yararlanamamakta, üstelik devlet binlerce lira alacaklı çıkmaktadır. AKP, parası olanın hayatta kalabildiği, olmayanın ise hastalığa ve ölüme mahkum edildiği bir toplum yaratmıştır.
2015 yılı bütçe tasarısında, toplam kamu personel harcamaları bütçenin %29’ udur. 12 yıl önce ortalama yüzde 38 civarında olan kamu personel harcamaları yüzde 30’un altına düşürülmüştür. Yeni yılın bütçesi, başta sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olmak üzere kamu emekçilerinin sorunlarını çözmek bir yana, çalışma koşullarının daha da ağırlaşacağını göstermektedir. Bu haliyle bize bütçeden yansıyan daha çok mesai, daha çok performans zorunluluğu ve daha az ücrettir.
Tüm bu tablo, temel bir insan hakkı olan halkın sağlık hakkının gasp edildiğini göstermektedir. SGK’nın geri ödemelerdeki yeni kısıtlamaları ile birlikte 2015’te sağlık harcamalarında cepten yapılan harcamalar istikrarlı bir şekilde artacaktır. Bunun anlamı emekçinin cebinde AKP elinin olacağıdır.

Bütçenin harcanması gereken konular
Taleplerimiz
– 2014 enflasyon farkı “ek zam” olarak 2015 bütçesi içinde yer almalıdır.
– Ek ödeme/döner sermaye ödentileri emekliliğe yansıtılmalıdır.
– 2015 bütçesi sermayeye, sağlık holdingleri ve ilaç tekellerine değil, gelirlerin asıl kaynağı olan işçi ve emekçilerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarına göre hazırlanmalıdır.
– Güvenceli istihdamın korunması ve geliştirilmesi temel yaklaşım olmalı, bunun için öncelikle kamu harcamaları ve kamu istihdamı arttırılmalıdır.
– Halkın sağlık hizmeti alacağı acil servis, acil yatakları, mekanik ventilatör gibi teknik donanım, kliniklerdeki hasta yatakları, rehabilitasyon merkezleri, yaşlı, çocuk bakım merkezleri sayısı nüfusa yetecek şekilde artırılmalıdır.
– Birinci basamak sağlık hizmetleri olan koruyucu hekimlik, aşılama, doğum kontrolü, gebe, bebek takipleri ücretsiz ve yaygın olmalıdır.
– Kronik ve ölümcül hastalıkların kontrolü için bilimsel araştırmaya pay ayrılmalıdır.
– İş yüküne göre hekim, diş hekimi, hemşire, ebe, teknisyen kadrolu istihdam edilmelidir.
– Yılın ikinci yarısında ücretleri eriten “artan oranlı vergi dilimi” uygulamasına son verilmelidir.
– Emekçilerin yoksulluğunu arttıran dolaylı vergiler azaltılmalı, kazanca göre vergilendirme esas olmalı, yüksek gelirlilerden belli bir oranda “servet vergisi” alınmalıdır.