Radyoloji Teknikeri, Radyoloji Teknisyeni, Radyoloji Teknikerleri, Radyoloji Teknisyenleri, Tıbbi Görüntüleme Teknikeri

.

Radyoloji Teknikerleri Taşerona Kadro Müjdesinde Son Durum !


Cihaza bağlı ihalelerde çalışan meslektaşlarımızın belirsizliği Radyoloji Teknikerlerinin moralini bozmaya devam etmektedir.
Bu bağlamda yapılan basın açıklaması aşağıdadır.
Umarım Cumhurbaşkanımız ve Çalışma Bakanımız Radyoloji Teknikerlerinin Mağduriyetine haberi olur ve bizler için yapılan büyük bir hatadan geri dönüş yapılarak bizleri desteklerler.

Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Yönetim Kurulu ve Sağlık Meslek Emek Örgütleri


TÜM SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLERİNE AYRIMSIZ, KOŞULSUZ KADRO!

MÜCADELEYLE KAZANDIĞIMIZ YARGI KARARLARININ, HUKUKUN, AKLIN VE VİCDANIN GEREĞİ YAPILMALI,
TÜM TAŞERON İŞÇİLERİ KADROYA ALINMALIDIR!

Taşeron çalıştırma, işverenlerin yasal yükümlülüklerden kurtulmak için başvurdukları en tipik çalıştırma biçimidir. İşverenlerin işçilere karşı yasal yükümlülüklerinden kurtulması, işçiler açısından da başta iş güvencesi olmak üzere kazanılmış tüm hakların ortadan kaldırılması demektir.

O nedenle taşeronlaştırma özellikle 2000’li yıllardan itibaren hem özel sektörde hem de kamuda olağanüstü artış göstermiş, özellikle kamuda tümüyle hukuksuz biçimde sürdürülmüştür.  2002’de 350 binlerde olan taşeron işçi sayısı, bugün tam olarak tespit edilememekle birlikte 2,5 milyona ulaşmış durumdadır. 900 bin taşeron işçinin istihdam edildiği kamuda ise, sağlık ve sosyal hizmetler işkolumuzda 2002 yılında 11 bin olan taşeron işçi sayısı bugün 200 bine yaklaşmıştır.

Bizler, sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri olarak, on yılı aşkın süredir kamudaki taşeron işçilerin %70’inin istihdam edildiği sağlık işkolunda  “İnsan İhaleyle Çalıştırılmaz, Sağlıkta Taşeron Olmaz” diyerek fiili ve hukuksal mücadele yürütüyoruz. Taşeron işçilerin sendikalarımız çatısı altında verdiği bu mücadele taşeron işçi gerçeğini, taşeron çalıştırmanın insan onuruna aykırı bir çalıştırma biçimi ve açıkça bir emek hırsızlığı olduğunu herkese gösterdi.

Geçtiğimiz seçim süreçlerinin de temel gündemlerinden birisi taşeron meselesi oldu. Seçimlerde  “taşeron işçilere kadro” sözü veren siyasi iktidar,  geçtiğimiz hafta doğrudan cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklama ile kamuda asıl ve yardımcı işlerde çalışan tüm taşeron işçilerin kadroya alınacağını bir “müjde” şeklinde duyurdu. Ardından Çalışma Bakanı çeşitli basın yayın organları aracılığı ile çeşitli açıklamalar yaptı. Ancak hala hükümet tarafından konfederasyonlarla,  sağlık emek ve meslek örgütleriyle veya kamuoyu ile taşeron işçilerinin kadroya geçirilmesine ilişkin paylaşılmış bir taslak yok.  İktidarın kadro talebinin tarafı olan emek ve meslek örgütleri ile diyalog kurmadan sürdürdüğü çalışma ve açıklamaların içeriği sürece dair kaygılara neden oluyor. Son olarak da, basına yansıyan ve hükümet tarafından yalanlanmayan, taşeron işçilerinin kadro hakkına ilişkin düzenlemenin TBMM de bypass edilerek Kanun Hükmünde Kararname ile yapılacağı bilgisi ise bu kaygılarımızı daha da arttırmıştır. Bu nedenle basına yansıyan bilgiler ışığında bir kez daha ifade diyoruz:

Yıllardır hastanelerde ve tüm sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında birlikte ürettiğimiz sağlık hizmeti, bir ekip hizmetidir ve bir bütündür. Sağlık hizmetinin bölünüp parçalanması ve taşeron şirketler aracılığıyla gördürülmesi sağlık hizmetinin doğasına aykırıdır. Sağlık hizmetlerinde süreklilik, bütünlük ve istikrar esastır; güvenceli çalışma tüm sağlık emekçilerinin hakkıdır. Sağlık alanında başta taşeron işçileri olmak üzere, taşeron, sözleşmeli, vekil ayrımı yapılmadan güvencesiz biçimde istihdam edilen tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri kadrolu statüde güvenceli çalıştırılmalıdır. Kamu hastanelerinde taşeron şirketlere devredilen görüntüleme hizmetleri ve buralarda şirketlerden çalışan radyoloji teknisyeni arkadaşlarımız başta olmak üzere, tüm sağlık çalışanları kamuda güvenceli biçimde istihdam edilmelidir.

Çalışma Bakanı, kamuda işçi olarak çalışmak isteyen herkesin bir sınava girdiğini belirterek, kadroya geçişte de sınav uygulaması olacağını, sınavın eleme amaçlı kullanılmayacağını ifade etmiştir. Zaten yıllardır kamuda çalışmakta olan, yıllardır kamunun hastanelerinde üretilen sağlık hizmetinin bir parçası olan taşeron sağlık işçilerinin, bu kadar mağduriyetin üzerine hak etmiş oldukları kadro hakkı için sınava tabi tutulması kabul edilemez.  Sayın Bakan her ne kadar bu sınavın eleme amaçlı kullanılmayacağını vurgulamaktaysa da kamuda yıllardır çalışan emekçilere, sanki yeni işe başlıyormuş gibi sınav şartının düşünülüyor olmasının “tek” amacı, “eleme” olabilir. Yıllardır emeği ve kimliği yok sayılan, tümüyle keyfi ve hukuksuz bir biçimde taşeron şirketlere mahkum edilen tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yıllardır yaşadığı mağduriyet giderilmeli,  herhangi bir şarta bağlı olmadan kadroya geçirilmelidir.

Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yapılan açıklamalarda kadroya geçirileceklerle ilgili güvenlik soruşturmasının “zorunluluk” olduğu belirtilmiştir. Öncelikle güvenlik soruşturması şartının 657 sayılı Kanuna bir OHAL KHK’si ile OHAL’den sonraya da etki edecek şeklide yani Anayasaya aykırı olarak eklendiğini belirtmek isteriz.  KHK ile eklenen, gerekçesi ve kime, nasıl uygulanacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmayan memuriyet için güvenlik soruşturması yapılmış olması şartının hukuka aykırı şeklide nasıl uygulandığını sağlık ve sosyal hizmetler alanında gözlemliyoruz. Kadroya geçiş sürecindeki soruşturma şartının, hukuka aykırı şekilde, eleme amaçlı getirilmek istendiği açıktır. Zaten çalışmakta olan sağlık emekçilerinin, sanki yeni işe başlıyorlarmış gibi güvenlik soruşturmasına tabi tutulması kabul edilemez.

Yapılan açıklamalarda, gasp edilen hakları için dava açan taşeron işçilerden kadroya geçişte davalarından feragat etmeleri istenmektedir. Sağlık ve sosyal hizmetler alanında taşerona karşı yürütülen mücadelenin bir ayağı da hukuksal mücadele olmuş, Üniversite ve Sağlık Bakanlığı Hastaneleri ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırılan binlerce sağlık ve sosyal hizmet işçisi için ÇSGB tarafından yapılan tespitler ve açılan muvazaa davalarıyla işçilerin kadro hakları, ücret ve özlük haklarının emsal kadrolu emekçiler gibi olması gerektiği tescil edilmiştir. Ancak ne yazık ki mahkeme kararları iktidar tarafından uygulanmamıştır. Kararların uygulanmaması bir yana Çalışma Bakanı, taşeron işçilerden, bizzat kendi Bakanlığınca tespit edilen hukuksuzluklar sonucu kazanılmış haklardan feragat etmelerini isteyebilmektedir. Yapılması gereken tüm taşeron işçilerin başta kıdem tazminatı ve yıllık izinler olmak üzere kazanılmış tüm haklarıyla birlikte kadroya geçirilmeleridir.

Kamu işçisi olarak kadroya alınacak işçilerin ücret ve sosyal hakları konusunda da belirsizlik sürmektedir. Yapılan açıklamalarda kadroya geçirilecek işçilerin ücretlerinde bir düzenleme yapılmayacağı, aynı ücretleri almaya devam edecekleri ifade edilmiştir.  Yıllardır hastanelerde ve sosyal hizmet kurumlarında taşeron işçisi olarak çalıştırılan arkadaşlarımız, yan yana çalıştıkları, aynı okullardan mezun oldukları, aynı işi yaptıkları kadrolu çalışanlardan çok daha düşük ücretlere mecbur bırakılmışlardır.  Anayasamızın eşitlik ilkesi ve “eşit işe eşit ücret” temel prensibi gereği kadroya alınacak işçilerin ücret ve özlük haklarının diğer kadrolu çalışanlarla eşitlenmesi gerekmektedir.

Yapılması gereken son derece açık ve nettir. Yıllardır verdiğimiz mücadele ile kazandığımız sayısız mahkeme kararının, aklın ve vicdanın gereği yapılmalı, kamudaki taşeron işçiler tüm kazanılmış hakları ile birlikte daimi işçi kadrosuna geçirilmeli, sendika ve özgür toplu sözleşme hakkımız güvence altına alınmalıdır. İnsan onuruna aykırı kölece bir çalıştırma biçimi olduğu herkes tarafından kabul edilen taşeron çalıştırma yasaklanmalı, tümüyle ortadan kaldırılmalıdır.

Bizler sağlık emek ve meslek örgütleri olarak biliyoruz ki; bugün iktidarın en azından bir adım atmak durumunda kaldığı taşeron işçilere kadro hakkı, yıllardır sağlık ve sosyal hizmetler işkolunda “taşeron işçinin sendikası olmaz”, “taşeron işçinin yıllık izin hakkı olmaz”, “taşeron işçinin kıdem tazminatı olmaz” diyenlerin karşısında güvenceli çalışma mücadelesini büyüten sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin kazanımıdır.

Kadro hakkı, iktidarın bir lütfu değil, bir ekip olarak son derece yaşamsal bir hizmeti ürettiğimiz işkolumuzda sağlık çalışanlarının farklı statülerle parçalanmasına karşı büyütülen ortak mücadelenin ve ortak örgütlenmenin kazanımıdır.

Tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak, insanca yaşayacağımız ve emeğimizin karşılığını alacağımız güvenceli bir çalışma düzenini hep birlikte kendi ellerimizle kuracağız!…

İNSAN İHALEYLE ÇALIŞTIRILMAZ, SAĞLIKTA TAŞERON OLMAZ!

TAŞERON ÇALIŞTIRMA YASAKLANSIN!